Çocuklarla kurduğumuz iletişim, onların kendilerini nasıl algıladıklarının temelini oluşturur. Bir çocuğa söylediğimiz her cümle, yalnızca şimdiyi değil; gelecekteki benlik algısını ve iç sesini de şekillendirir. Çocuklar yalnızca kendilerine söylenenleri değil, çevrelerinde gözlemledikleri davranışları da model alarak öğrendiklerinden dolayı yetişkinin çocuğa nasıl konuştuğu, nasıl tepki verdiği ve duygularını nasıl yönettiği; çocuğun ileride kendisiyle ve başkalarıyla kuracağı iletişimin temelini oluşturur. “Koşma!” yerine “Yavaş yürüyelim, daha güvenli olur” demek küçük gibi görünse de çocuğa şunu fısıldar: “Sen yanlış değilsin, sadece birlikte daha iyi bir yol bulabiliriz.” Aynı şekilde, “Ağlama” demek yerine “Üzgün olduğunu görüyorum, buradayım” diyebilmek, çocuğa duygularının kabul edildiğini hissettirir. Kabul edilen duygu, zamanla düzenlenebilir hale gelir. Çocuklarla iletişimde; öğretmekten çok eşlik etmek esastır. Onlara nasıl olmaları gerektiğini anlatmak değil, oldukları haliyle görülmelerini sağlamak oldukça kıymetlidir.