Okul öncesi dönemde ebeveynlerin ve öğretmenlerin sıkça duyduğu cümlelerden biri şudur: “Paylaşmak güzel bir davranıştır.” Gerçekten de paylaşmak, çocukların sosyal gelişimi için önemli bir beceridir. Ancak küçük çocukların gelişim sürecinde yalnızca paylaşmayı değil, aynı zamanda kendi sınırlarını korumayı öğrenmeleri de büyük önem taşır.
2–6 yaş arası çocuklar, sosyal ilişkileri deneyimleyerek öğrenirler. Bu dönemde bir oyuncakla oynamak isteyen başka bir çocuk olduğunda bazen paylaşmayı seçebilir, bazen de oyuncağını kendinde tutmak isteyebilirler. Bu durum çoğu zaman yetişkinler tarafından “paylaşmıyor” şeklinde yorumlansa da aslında çocuk kendine ait bir alanı korumayı öğreniyor olabilir. Gelişim psikolojisi araştırmaları, çocukların önce “benim” kavramını anlamaya başladıklarını, ardından zamanla gönüllü paylaşma davranışının geliştiğini göstermektedir.
Bu nedenle yetişkinlerin çocuklara yalnızca paylaşmayı öğretmek yerine, sosyal dengeyi anlamalarına yardımcı olması önemlidir. Örneğin bir çocuk oyuncağını paylaşmak istemediğinde “Şimdi onunla oynamak istiyorsun, birazdan arkadaşına verebilir misin?” gibi bir yaklaşım hem empatiyi hem de sınır koymayı destekler.
Çocuklar, güvenli bir ortamda hem paylaşmayı hem de gerektiğinde “hayır” diyebilmeyi deneyimlediklerinde, ilerleyen yıllarda daha sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilirler. Çünkü güçlü sosyal beceriler, yalnızca cömertlikten değil; özsaygı, empati ve sınır bilincinin dengeli gelişiminden doğar.
25.03.2026