Okul öncesi dönem, çocukların yalnızca bilişsel ve sosyal becerilerinin değil, aynı zamanda kendileriyle kurdukları ilişkinin de şekillendiği önemli bir gelişim sürecidir. Bu dönemde çocukların hata yaptıklarında kendilerine nasıl yaklaştıkları, ilerleyen yıllarda özsaygı ve psikolojik dayanıklılık açısından belirleyici olabilir. Bu noktada öz şefkat, yani kişinin zorlandığı anlarda kendisine anlayış ve nezaketle yaklaşabilmesi, çocukların duygusal gelişiminde önemli bir yer tutar.
Araştırmalar, öz şefkat geliştiren çocukların başarısızlık karşısında kendilerini daha az eleştirdiklerini ve yeniden denemeye daha istekli olduklarını göstermektedir. Okul öncesi dönemde çocuklar henüz bu kavramı doğrudan tanımlayamasalar da, yetişkinlerin yaklaşımı aracılığıyla öz şefkatin temelini öğrenirler. Bir çocuk bir kuleyi yıkıp “Ben yapamıyorum” dediğinde, yetişkinin “Bazen zor olabilir, tekrar deneyebiliriz” şeklindeki destekleyici yaklaşımı, çocuğun kendine karşı daha anlayışlı olmasına yardımcı olur.
Ebeveynler ve öğretmenler için en güçlü araçlardan biri model olmaktır. Yetişkinlerin kendi hatalarına karşı kullandıkları dil, çocukların iç konuşmasını da şekillendirir. “Hata yaptım ama öğreniyorum” gibi ifadeler, çocukların hataları gelişimin doğal bir parçası olarak görmesine yardımcı olur. Ayrıca çocukların duygularını ifade etmelerine alan tanımak, çabalarını takdir etmek ve mükemmeliyet baskısı oluşturmamak da öz şefkat gelişimini destekleyen önemli yaklaşımlardır. Küçük yaşlarda gelişen öz şefkat, çocukların yalnızca başarı anlarında değil, zorlandıkları anlarda da kendilerine güvenle yaklaşmalarını sağlar. Böylece çocuklar, içsel olarak destekleyici bir ses geliştirerek yaşamın farklı deneyimlerine daha güçlü ve dengeli bir şekilde uyum sağlayabilirler.