Okul öncesi dönemde çocuklar, henüz gelişmekte olan bir beyin yapısına sahiptir. Bu yüzden bazen duyguları, küçük bir bedene sığmayacak kadar büyük ve fırtınalı olabilir. Bir hayal kırıklığı veya öfke anında çocuğunuza “Sakin ol!” demek çoğu zaman işe yaramaz; çünkü o an çocuk, sakinleşmenin nasıl yapıldığını henüz bilmemektedir.
Çocuklarda sakinleşme becerilerinin temeli, aslında mindfulness pratiğinde yatan “anda kalma” ve “gözlemleme” yeteneğidir. Mindfulness, çocuklara duygularını bastırmayı değil, onları gökyüzünden geçen bulutlar gibi izlemeyi öğretir. Okul öncesi dönemde bu farkındalığı kazanan bir çocuk, öfke veya üzüntü hissettiğinde bu duygunun kendisi olmadığını, sadece o an içinden geçen bir misafir olduğunu anlamaya başlar.
Bu bilinçli farkındalık süreci, çocuğun iç dünyası ile dış dünya arasındaki tepki süresini uzatır. Duygu geldiğinde hemen tepki vermek yerine, o duyguyla birlikte bir an durabilmeyi öğrenmek, hayat boyu kullanacakları en güçlü öz-düzenleme aracıdır. Ebeveyn olarak bu süreçteki en büyük katkınız, çocuğunuza yargılamadan, sadece o anı paylaşan “farkında bir rehber” olmaktır.